Yoluna devam et!
Kimseye bakma! Yoluna devam et!
Hoca ile müritleri, şehre giden bir yolda yürüyorlardı. Bir virajın ardında, yol beş ayrı patikaya ayrıldı.
— Nereye gidelim? diye sordu Hoca, müritlerine.
— Bakın, burada işaret taşları var! diye fark ettiler müritler. Birinde şu yazıyor: "Bu yoldan giden dövülür". İkincisinde: "Buradan giden asla varlığa kavuşamaz". Üçüncüsünde ise: "Bu yol size dostlarınızı kaybettirir".
— Demek ki hiçbir yol iyi değil! diye bir müridi yorumladı.
— Yanılıyorsunuz, dedi Hoca, ince bir tebessümle. Ve hatanız, sadece başkalarının işaretlerine göre hüküm vermeniz. Bu arada, yolların üç değil, daha fazla olduğunu fark ettiniz mi?
— O halde, kendi yolundan gitmek gerek! diye sevindiler müritler.
— Fena değil, diye onayladı Hoca.
Ve yola değil, tarlanın içinden yürümeye başladılar. Müritler her konuda "kendi yolundan gitmeyi" anladılar: birkaç kez sık çalılıkları zorla geçtiler, küçük bir sulak çayırı geçerken ayaklarını ıslattılar...
Nihayet uzakta şehir göründü.
— Peki, kendi yolunuzdan geldiniz, dedi onlara Hoca. Fakat kendinize bir bakın: o çalılıklardan sonra hepiniz diken ve pislik içindesiniz, ayaklarınız ıslandığı için üşüyorsunuz, yorgunsunuz. Peki, "kendi yolunuz" nasıl geldi?
— Ama nasıl olmalı? diye şaşırdı müritler. Zira bunun sadece şehre giden bir yol değil, hayat hakkında olduğunu anlıyoruz...
— Basit, diye omuz silkti Hoca. Kendi yolundan gitmek, hayatta iyi bir seçimdir. Lakin unutmayın ki, başkalarının nasihatleri de işinize yarayabilir. Eğer akıllı iseniz, başkalarının hatalarından ders alırsınız. Zannederim, her biriniz sulak bir çayırın kenarından dolaşılacağını, dikenli çalılara zorla girmenin pek de akıl işi olmadığını biliyordunuz...
Nasihatleri dinleyin, her türlü tecrübeyi aklınızda bulundurun! Fakat sadece, kendi akl-ı seliminizle, size en uygun olan makul kararı vermek için. İşte o vakit, belki de çizdiğiniz bu yoldan başkaları da yürür.