Samuray meselleri. Birinci Kitab
В приложении удобнееQR для скачивания приложенияRuStore · Samsung Galaxy Store
Huawei AppGallery · Xiaomi GetApps

Читать бесплатно онлайн книгу  Samuray meselleri. Birinci Kitab
автор 

Gaziz Yusupov

Samuray meselleri

Birinci Kitab






Contents

Giriş

Sevgili Okur,

Elinizdeki meseller derlemesi bir kitaptan çok daha fazlası. Hayatımın önemli bir bölümünü şekillendiren, bana yol gösteren bir dost ve rehber oldular. Uzun yıllar boyunca, farklı kitapların sayfaları arasında, internetin uçsuz bucaksız koridorlarında ve en önemlisi, hayatıma dokunan karate hocalarımın, üstatlarımın bana aktardığı hikayelerde bu incileri topladım.

Bu kitaptaki amacım, sadece tercüme olmadı. Asıl hedefim, bu kadim öğretilerin ruhunu, o eski çağrışımları ve bilgeliğin o samimi, yalın tonunu Türkçeye taşımaktı. Bunu yaparken, günlük hayatta herkesin anlayabileceği sade ve duru bir dil kullanmaya özen gösterdim.

Umarım siz de bu sayfalarda, benim bulduğum huzuru, ilhamı ve rehberliği bulursunuz.

İyi okumalar.

Gaziz Yusupov

Yüksekten Bakış

Yüksekten bakış

Bir gün Üstat, müritlerini topladı ve onlara dedi ki:

— Hepiniz bu dünyanın ahenk ve güzelliğini idrak etmeye çalışıyorsunuz. Bugün sizinle, hakiki güzelliği görebilmeniz için dağlara yürüyeceğiz.

Üstat ve müritleri, dergâhı çevreleyen dağ ormanlarına doğru yola koyuldular. Yolları uzun ve zahmetliydi, zira bu dağlarda işlenmiş patika ve yollar yoktu. Sık ormanlar, bir sürü yabani hayvana ev sahipliği yapıyordu.

Müritler yorulmuştu. Her adımda sık çalılıkları yarıp geçmek zorunda kalıyorlardı. Birkaç defa coşkun dereleri geçtiler. Nihayet, en gençleri dayanamayıp Üstad'a sordu:

— Yarım gündür yürüyoruz. Bize söyler misin, sürekli bahsettiğin o hakiki, kusursuz güzelliğin bulunduğu yere ne zaman varacağız?

Üstad hafifçe tebessüm etti.

— Görüyorsun ya, şu an tam da o güzelliğin kalbindeyiz. Fakat siz bunu, dağın zirvesine varıp bu ormana yüksekten baktığımız vakit idrak edebileceksiniz.

Yoluna devam et!

Kimseye bakma! Yoluna devam et!

Hoca ile müritleri, şehre giden bir yolda yürüyorlardı. Bir virajın ardında, yol beş ayrı patikaya ayrıldı.

— Nereye gidelim? diye sordu Hoca, müritlerine.

— Bakın, burada işaret taşları var! diye fark ettiler müritler. Birinde şu yazıyor: "Bu yoldan giden dövülür". İkincisinde: "Buradan giden asla varlığa kavuşamaz". Üçüncüsünde ise: "Bu yol size dostlarınızı kaybettirir".

— Demek ki hiçbir yol iyi değil! diye bir müridi yorumladı.

— Yanılıyorsunuz, dedi Hoca, ince bir tebessümle. Ve hatanız, sadece başkalarının işaretlerine göre hüküm vermeniz. Bu arada, yolların üç değil, daha fazla olduğunu fark ettiniz mi?

— O halde, kendi yolundan gitmek gerek! diye sevindiler müritler.

— Fena değil, diye onayladı Hoca.

Ve yola değil, tarlanın içinden yürümeye başladılar. Müritler her konuda "kendi yolundan gitmeyi" anladılar: birkaç kez sık çalılıkları zorla geçtiler, küçük bir sulak çayırı geçerken ayaklarını ıslattılar...

Nihayet uzakta şehir göründü.

— Peki, kendi yolunuzdan geldiniz, dedi onlara Hoca. Fakat kendinize bir bakın: o çalılıklardan sonra hepiniz diken ve pislik içindesiniz, ayaklarınız ıslandığı için üşüyorsunuz, yorgunsunuz. Peki, "kendi yolunuz" nasıl geldi?

— Ama nasıl olmalı? diye şaşırdı müritler. Zira bunun sadece şehre giden bir yol değil, hayat hakkında olduğunu anlıyoruz...

— Basit, diye omuz silkti Hoca. Kendi yolundan gitmek, hayatta iyi bir seçimdir. Lakin unutmayın ki, başkalarının nasihatleri de işinize yarayabilir. Eğer akıllı iseniz, başkalarının hatalarından ders alırsınız. Zannederim, her biriniz sulak bir çayırın kenarından dolaşılacağını, dikenli çalılara zorla girmenin pek de akıl işi olmadığını biliyordunuz...

Nasihatleri dinleyin, her türlü tecrübeyi aklınızda bulundurun! Fakat sadece, kendi akl-ı seliminizle, size en uygun olan makul kararı vermek için. İşte o vakit, belki de çizdiğiniz bu yoldan başkaları da yürür.

Taşa Ne Yazılır?

...